COŞKUN ARAS Yeminli Mali Müşavir
25 Ocak 2010

Kullanım Süresinin Dolması Vb. Nedenlerle Takdir Komisyonu Kararıyla İmha Edilen Malların KDV’sinde Son Durum

KULLANIM SÜRESİNİN DOLMASI VB. NEDENLERLE TAKDİR KOMİSYONU KARARIYLA İMHA EDİLEN MALLARIN KDV’SİNDE SON DURUM

I- GİRİŞ

Uygulamada, mükelleflerin stoklarında yer alan ancak kullanım süresinin dolması veya bir başka nedenle kullanılamayacak hale gelmesi nedeniyle Takdir Komisyonu kararıyla imha edilen malların zayi olan mal kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği ve bu mallara ilişkin yüklenilen KDV’lerin indirilip indirilemeyeceği hususlarında tereddütlerle karşılaşılmaktadır. Maliye Bakanlığı’nın konu ile ilgili görüşünü değiştirmesi de, anılan tereddütlerin artmasına neden olmaktadır.

Maliye Bakanlığı, 113 Seri No.lu KDV Genel Tebliği’nin yayım tarihi olan 05.12.2009 tarihine kadar kendisine yapılan başvurulara ilişkin olarak tayin ettiği Özelgelerde; “çürüme, bozulma, kullanım süresinin geçmesi, hatalı üretim, hatalı dikim, renk farklılığı, leke, şirket politikası gereği gibi sebeplerle bir daha kullanılma ve/veya satılma olanağı kalmaması nedeniyle takdir komisyonu gözetiminde imha edilen malları zayi olan mal kapsamında değerlendirilemeyeceği, bunların KDV’sinin ise indirim konusu yapılabileceği” doğrultusunda görüş bildirmiş, uygulamayı da bu doğrultuda yönlendirmiştir. Ancak, aynı Bakanlık bu defa yayımladığı 113 Seri No.lu KDV Genel Tebliği’nde(1), özelgelerle bildirdiği görüşünün tam aksi yönünde düzenleme yaparak, “kullanım süresi geçen veya bir başka biçimde kullanılamayacak hale gelen ve imha edilen mallar, zayi olan mal mahiyetinde olduğundan mükelleflerce bu malların iktisabı dolayısıyla yüklenilen KDV’nin indirim konusu yapılması da mümkün bulunmamaktadır.” şeklinde açıklama yapmıştır. 

Aşağıda, kullanım süresinin dolması veya başka sebeplerle kullanılamayacak hale gelmesi nedeniyle Takdir Komisyonu kararıyla imha edilen malların zayi olan mal kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği konusundaki Maliye Bakanlığı’nın son görüşü incelenecek, bu görüşün sonuçları değerlendirilerek, konu ile ilgili kişisel görüşlerimiz belirtilecektir.

 

II- KULLANIM SÜRESİ GEÇEN VEYA KULLANILAMAYACAK HALE GELEN MALLARIN KDV’SİNİN İNDİRİMİNDE SON DURUM

A- YASAL MEVZUAT

3065 sayılı KDV Kanunu’nun “İndirilemeyecek KDV” başlıklı 30. maddesinin 4503 ve 5228 sayılı Kanunlarla değişik (c) bendinde, “deprem, sel felaketi ve Maliye Bakanlığı’nın yangın sebebiyle mücbir sebep ilan ettiği yerlerdeki yangın sonucu zayi olanlar hariç olmak üzere zayi olan malların alış vesikalarında gösterilen KDV’nin indirim konusu yapılamayacağı” hükme bağlanmıştır.

Madde hükmünün gerekçesi ise aynen aşağıdadır:

“- 3065 sayılı Kanun gerekçesi: Maddenin (c) bendindeki hüküm esas itibariyle vergilendirme emniyetini sağla­mak ve malların zayi olduğu gerekçesiyle yaratılabilecek vergi kaybını ön­lemek amacına yönelik bulunmakta, bunun yanı sıra tasarı genel esprisi itiba­riyle her ka­demede yaratılan katma değeri mutlaka vergilendirmeyi hedef tut­maktadır. Bu açı­dan bakıldığında malların mükellef tarafından kendi özel ihti­yaçlarında kullanılması veya her ne suretle olursa olsun işletmeden çekilmesi ile zayi edilmesi arasında hiçbir fark bulunmamakta, dolayısıyla zayi olan mallar için alış vesikalarında gös­teri­len katma değer vergisinin indirilmesi mümkün görülmemektedir. Bir vergi sisteminde alışlarla ilgili verginin indirilmesi bu malların satışı sırasında nasıl olsa vergiye tabi tutulacağı, diğer bir ifade ile mala eklenen değerin vergilendirilmiş olacağı düşüncesine dayanır. Zayi olan mallar için satış ve dolayısıyla yaratılan bir değer olamayacağından, bunlara ait vergilerin indirilmesi sistemin mantığına ters düşecektir.

- 4503 sayılı Kanun’un Gerekçesi: Deprem ve sel felaketine maruz kalan mükelleflerin zayi olan mallarına ait yüklenilen katma değer vergilerinin indirilmesi konusunda Kanunda düzenleme yapılmak suretiyle uygulamaya açıklık getirilmektedir.

- 5228 sayılı Kanun’un Gerekçesi: Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 30. maddesinin (c) bendi hükmü uyarınca malları deprem ve sel felaketi sebebiyle zarar gören mükellefler bu zayi olan mallar için satın aldıkları esnada ödemiş oldukları katma değer vergisini indirim konusu yapabilmektedir. Maddede yapılan değişiklik ile Maliye Bakanlığı tarafından mücbir sebep ilan edilen yerlerdeki yangınlar nedeniyle malları zayi olan mükelleflerde zayi olan malları için ödemiş oldukları katma değer vergilerini indirim konusu yapabileceklerdir.”

B- MALİYE BAKANLIĞI’NIN KONU İLE İLGİLİ GÖRÜŞLERİ VE UYGULAMASI

1- Maliye Bakanlığı’nın Özelgelerle Bildirdiği Görüşü ve Uygulaması

Maliye Bakanlığı 113 Seri No.lu KDV Genel Tebliği’nin yayım tarihi olan 05.12.2009 tarihine kadar verdiği Özelgelerde; çürüme, bozulma, kullanım süresinin geçmesi, hatalı üretim, hatalı dikim, renk farklılığı, leke, şirket politikası gereği gibi sebeplerle bir daha kullanılma ve/veya satılma olanağı kalmaması nedeniyle takdir komisyonu gözetiminde imha edilen malların zayi olan mal kapsamında değerlendirilemeyeceği ve bu mallar nedeniyle yüklenilen KDV’nin indirim konusu yapılabileceği doğrultusunda idari görüş bildirmiş ve uygulamayı da bu doğrultuda yönlendirmiştir.

Konu ile ilgili olarak verilen bazı Özelgelerin özetleri aşağıdadır:

“Kullanım süresi geçmesi nedeniyle bir komisyon nezaretinde imha edilen ilaçların, zayi olan mallar kapsamında değerlendirilmesi mümkün bulunmamaktadır. Dolayısıyla, imha edilen söz konusu ilaçların alış faturalarında gösterilen katma değer vergisinin indirim konusu yapılabileceği tabiidir.”(2)

“Takdir komisyonu kararınca fiziken var olduğu saptanan ve değeri (0) sıfır olarak belirlenen malların, çürüme, bozulma veya kullanım süresinin geçmesi gibi sebeplerle takdir komisyonu gözetiminde imha edilmesi  durumunda, bu mallar zayi olan mallar kapsamında değerlendirilmemektedir. Buna göre, imha edilen söz konusu malların alımı sırasında yüklenilen ve alış faturalarında gösterilen katma değer vergisinin indirim konusu yapılması mümkün bulunmaktadır.”(3)

“Hatalı dikim, renk farklılığı, leke ve benzeri nedenlerle ya da şirket politikası gereği satışının mümkün olmaması nedeniyle takdir komisyonu nezaretinde tutanakla imha edilen malların zayi olan mallar kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir. Dolayısıyla, bu şekilde imha edilen malların alış faturalarında gösterilen KDV’nin indirim konusu yapılması mümkün bulunmaktadır.”(4)

2- Maliye Bakanlığı’nın 113 Seri No.lu KDV Genel Tebliği ile Yaptığı Son Düzenleme

Maliye Bakanlığı, 113 Seri No.lu KDV Genel Tebliği ile özelgelerle bildirdiği görüşünden vazgeçerek, kullanım süresi geçen veya diğer nedenlerle kullanılamayacak hale gelen malların takdir komisyonu kararıyla imha edilmesi halinde, bu malların zayi olan mal kapsamında değerlendirileceğini ve bunlarla ilgili olarak yüklenilen KDV’lerin indirim konusu yapılamayacağını belirtmiştir. Tebliğin ilgili bölümü aynen aşağıdadır:

“E- KULLANIM SÜRESİ GEÇEN VEYA KULLANILAMAYACAK HALE GELEN MALLARA İLİŞKİN YÜKLENİLEN KDV HAKKINDA YAPILACAK İŞLEM

Gelir İdaresi Başkanlığı’na intikal eden olaylardan; mükelleflerin faaliyetlerine ilişkin olarak stoklarında mevcut olan ancak kullanım süresi geçen veya bir başka nedenle kullanılamayacak durumda olan malların, ilgili mevzuat uyarınca teşkil edilen resmi komisyonlar veya Takdir Komisyonu huzurunda imha edilmesi durumunda, bu mallara ilişkin yüklenilen KDV’nin indirilip indirilemeyeceği hususunda tereddüde düşüldüğü anlaşılmıştır.

KDV Kanunu’nun (30/c) maddesinde; deprem, sel felaketi ve Maliye Bakanlığı’nın yangın sebebiyle mücbir sebep ilân ettiği yerlerdeki yangın sonucu zayi olanlar hariç olmak üzere, zayi olan mallara ait KDV’nin indirim konusu yapılamayacağı hükme bağlanmıştır.

Bu hüküm uyarınca, kullanım süresi geçen veya bir başka biçimde kullanılamayacak hale gelen ve imha edilen mallar, zayi olan mal mahiyetinde olduğundan mükelleflerce bu malların iktisabı dolayısıyla yüklenilen KDV’nin indirim konusu yapılması da mümkün bulunmamaktadır.

Bu çerçevede, zayi olan mallara ait yüklenilen ve daha önce indirim konusu yapılan KDV’nin, imha tarihini kapsayan vergilendirme dönemine ait 1 No.lu KDV Beyannamesinin “İlave Edilecek KDV” satırına dahil edilmek suretiyle indirim hesaplarından çıkarılması gerekmektedir.”

C- MALİYE BAKANLIĞI’NIN YENİ GÖRÜŞÜ ÇERÇEVESİNDE KULLANIM SÜRESİ GEÇEN VEYA KULLANILAMAYACAK HALE GELEN MALLARA İLİŞKİN YÜKLENİLEN KDV’LER HAKKINDA YAPILACAK İŞLEM

1- 113 Seri No.lu KDV Genel Tebliği Uyarınca Yapılacak Uygulama

113 Seri No.lu KDV Genel Tebliği’nde yapılan açıklamalara göre,  kullanım süresi geçmesi veya başka sebeplerle kullanılamayacak hale gelmesi nedeniyle takdir komisyonu kararıyla imha edilen mallar, zayi olan mal kapsamında değerlendirileceğinden, bu malların alımı, üretimi veya ithaline ilişkin olarak yüklenilen KDV’lerin, Kanun’un 30/c maddesi uyarınca indirim konusu yapılması mümkün bulunmamaktadır. Bu şekilde imha edilen mallar nedeniyle yüklenilen KDV’nin henüz indirilmemiş olması halinde, indirilecek KDV hesabından çıkarılarak, Kanun’un 58. maddesine göre GV ve KV matrahlarının tespitinde gider olarak dikkate alınması gerekmektedir. 

İndirimi kanunen mümkün olmayan bu vergilerin daha önceki dönemlerde indirilmiş olması halinde ise, indirilen KDV tutarının, malların imha edildiği vergilendirme dönemine (ay’a) ait 1 No.lu KDV Beyannamesinin “İlave Edilecek KDV” satırında gösterilerek hesaplanan KDV’ye ilave edilmek suretiyle düzeltilmesi gerekmektedir. Bu şekilde düzeltilen KDV’nin de, GV ve KV matrahlarının tespitinde gider olarak dikkate alınması mümkün bulunmaktadır. Kullanım süresinin dolması veya diğer nedenlerle kullanılamayacak hale gelen mallar imha edilmedikçe, bunlar nedeniyle yüklenilip indirilen KDV’lerin düzeltilmesine de gerek bulunmamaktadır. 

2- 113 Seri No.lu Tebliğ’den Önce Verilen Özelgelere Göre İşlem Yapan Mükelleflerin Düzeltme Yapıp Yapmayacakları

Maliye Bakanlığı’nın 113 Seri No.lu Tebliği ile bildirdiği görüşü, daha önce özelge ile bildirdiği görüşlerini geçersiz hale getirmiştir. Bu durum ise, konu hakkında yetkili makamlardan aldığı özelgelere göre veya bu özelgeleri emsal alarak yüklendikleri KDV’leri indirim konusu yapan mükelleflerin geriye dönük olarak düzeltme yapmalarını gerektirmektedir. Bu çerçevede düzeltme yapacak olan mükelleflere uygulanacak yaptırımlar ise, mükelleflerin özelgeyi kendisinin alıp almamasına göre farklılık göstermektedir.

a- Bizzat Kendileri Özelge Alıp Bu Özelgelere Göre İşlem Yapan Mükellefler

213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 369. maddesinde, “yetkili makamların mükellefin kendisine yazı ile yanlış izahat vermiş olmaları veya bir hükmün uygulanma tarzı hususunda yetkili makamların görüş ve kanaatini değiştirmiş veya bu hükme ait bir içtihadın değişmiş olması hallerinde vergi cezası kesilmeyeceği” hükme bağlanmıştır.

Öte yandan, aynı Kanun’un 413. maddesinde ise, “mükelleflerin, Maliye Bakanlığı’ndan veya Maliye Bakanlığı’nın bu hususta yetkili kıldığı makamlardan vergi durumları ve vergi uygulanması bakımından müphem ve tereddüdü mucip gördükleri hususlar hakkında izahat isteyebilecekleri, yetkili makamların yazı ile istenecek izahatı yazı ile veya sirkülerle cevaplamak mecburiyetinde oldukları, alacakları cevaplara göre hareket eden mükelleflerin bu hareketleri cezayı istilzam etse dahi ceza kesilmeyeceği” belirtilmiştir.

Buna göre, 113 Seri No.lu Tebliğ’in yayımından önceki tarihlerde Gelir İdaresi’ne (merkez-taşra teşkilatı dahil) başvurarak özelge alan ve bu özelge uyarınca imha olunan mallar nedeniyle yüklendikleri vergileri indirim konusu yapan mükelleflere, anılan tebliğdeki açıklamalar uyarınca geriye dönük olarak yapacakları düzeltme işlemleri sonucunda ödenecek KDV veya ödenecek KDV farkı çıkması halinde vergi ziyaı cezası kesilmeyecek, beyan şekline göre sadece gecikme faizi veya pişmanlık zammı (düzeltme beyannamesinin pişmanlıkla verilmesi halinde zaten vergi ziyaı cezası kesilmemektedir.) hesaplanacaktır. Düzeltme işlemleri sonucunda ödenecek KDV çıkmadığı durumlarda, vergi cezası kesilmeyeceği tabiidir.

b- Başkalarının Aldığı Özelgeleri Emsal Alarak İşlem Yapan Mükellefler

Yukarıda da belirtildiği üzere, kendisi özelge almayıp başkalarına verilen özelgeleri emsal alarak işlem yapan ve belirtilen şekilde imha ettikleri mallar nedeniyle yüklendikleri vergileri indirim konusu yapan mükelleflerin, VUK’un 369 ve 413. madde hükümlerinden diğer bir ifade ile vergi cezası kesilmeme uygulamasından  faydalanmaları mümkün değildir. Buna göre, anılan mükelleflerin sözü edilen tebliğdeki açıklamalar uyarınca geriye dönük olarak yapacakları düzeltme işlemleri sonucunda ödenecek KDV veya ödenecek KDV farkı çıkması halinde adlarına vergi ziyaı cezalı tarhiyat yapılacak, hem de gecikme faizi hesaplanacaktır. Düzeltme beyanının VUK’un 371. maddesine göre pişmanlıkla verilmesi halinde ise vergi ziyaı cezası kesilmeyecek, sadece pişmanlık zammı hesaplanacaktır. Düzeltme işlemleri sonucunda ödenecek KDV’nin çıkmadığı durumlarda, vergi ziyaı cezası kesilmeyeceği ve gecikme faizi hesaplanmayacağı tabiidir.

3- KDV Düzeltmelerine İlişkin Beyannamelerin İhtirazi Kayıtla Verilip Dava Açılabileceği 

Maliye Bakanlığı’nın özelgelerle bildirdiği görüşü çerçevesinde indirdikleri KDV’lerin düzeltilmemesi gerektiğini savunan mükelleflerin, 113 Seri No.lu Tebliğ uyarınca KDV indirim düzeltmesi yapılacak her bir döneme ilişkin düzeltme beyannamelerini ihtirazi kayıtla vererek, 30 gün içerisinde dava açmaları da mümkün bulunmaktadır.

4- Ayrıca Mükelleflerin Tebliğin İptali İçin Doğrudan Danıştay’da Dava Açabilecekleri

İndirim KDV’lerini düzeltme durumu ile karşı karşıya kalan mükellefler, 2575 sayılı Danıştay Kanunu’nun 2 ve 24. maddelerine göre, 113 Seri No.lu Tebliğ’in iptali için doğrudan Danıştay’da dava açabileceklerdir(5).

D- KONUYA İLİŞKİN KİŞİSEL GÖRÜŞÜMÜZ

Bilindiği üzere, çeşitli Türkçe sözlüklerde kayıp, yitik, yok olma şeklinde anlamlandırılan “zayi olma” kavramı bugüne kadar KDV dahil hiç bir Vergi Kanunu’nda tanımlanmamıştır. Sadece VUK’un 278. maddesinde “de­ğeri düşen mallar”ın tanımına yer verilmiştir. Bu durum ise, anılan kavramın vergilendirme işlemlerinde farklı yorumlanmasına neden olmuştur ve olmaktadır. İmha edilen malların zayi olan mal kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceğine ilişkin görüş değişiklikleri de, anılan kavramın bir tanımının yapılamamış olmasından kaynaklanmaktadır.

Kullanım süresinin dolması veya başka sebeplerle kullanılamayacak hale gelmesi nedeniyle takdir komisyonu kararıyla imha edilen malların Kanun’un 30/c maddesine göre zayi olan mal kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği hususu yoruma açık bir konudur. Bize göre, bu konuda bir karar verilebilmesi için, 30/c maddesinin düzenlenme gerekçesi mutlaka incelenmeli ve değerlendirme gerekçe dikkate alınarak yapılmalıdır. Buna göre, Kanun’un 30/c maddesinin gerekçesinde yer alan “Maddenin (c) bendindeki hüküm esas itibariyle vergilendirme emniyetini sağlamak ve malların zayi olduğu gerekçesiyle yaratılabilecek vergi kaybını önlemek amacına yönelik bulunmakta” şeklindeki ifadeden, madde hükmü ile malların irade dahilinde zayi edilmesi ihtimali gözönüne alınarak, vergi emniyetini sağlamanın amaçlandığı anlaşılmaktadır. Yine gerekçede yer alan, “malların mükellef tarafından kendi özel ihtiyaçlarında kullanılması veya her ne suretle olursa olsun işletmeden çekilmesi ile zayi edilmesi arasında hiçbir fark bulunmamakta” şeklindeki ifade de, bu görüşümüzü doğrulamaktadır. Kaldı ki, Kanun’un 30/c maddesinde 4503 ve 5228 sayılı Kanunlarla yapılan değişikliklerle, mükellefin iradesi dışında meydana gelen deprem, sel felaketi ve Maliye Bakanlığı’nın mücbir sebep kabul ettiği yangınlarda yok olan malların madde kapsamından çıkarılması da, bu görüşümüzü teyit etmektedir.

Kişisel görüşümüze göre, kullanım süresinin geçmesi veya diğer nedenlerle kullanılamayacak hale gelen malların takdir komisyonu kararıyla imha edilmesi işleminde, mükellefin iradesi dahilinde bir yok etme veya zayi etme olayı söz konusu değildir. Olay tamamen vergi idaresinin bilgisi dahilinde ve onun kararı ile gerçekleştirilmektedir. Dolayısıyla, olayda Kanun’un 30/c maddesinde öngörülen anlamda bir zayi işlemi söz konusu değildir. Bu çerçevede, kullanım süresinin dolması veya diğer nedenlerle kullanılamayacak hale gelen ticari mal ve diğer iktisadi değerler,

- İmha tarihinde fiziken var olduğunun ispat ve tevsik olunması,

- Takdir komisyonu gözetiminde ve onun kararıyla imha olunması

şartlarıyla, zayi olan mal kapsamında değerlendirilmemeli ve bunlar nedeniyle yüklenilen KDV’ler indirilmelidir. Buna göre, Maliye Bakanlığı’nın özelgelerle bildirdiği ilk görüşü, Kanun’un 30/c maddesinin ruhu ve düzenlenme gerekçesi ile kişisel görüşümüze de uygundur. Yukarıda belirttiğimiz gerekçelerle, anılan Bakanlığın 113 Seri No.lu Tebliğ ile yaptığı düzenlemeye katılmamaktayız.   

Öte yandan, bu ve benzeri düzenlemelerin, genel tebliğ, genelge, özelge ile idari görüş bildirilerek değil, bizzat Kanun hükmünde değişiklik yapılarak hayata geçirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bu şekilde hareket edilmesi,  verginin kanunilik ve hukuki güvenlik ilkelerine de uygun olacaktır.

 

III- SONUÇ

Yukarıda yapılan açıklamalardan da fark edileceği üzere, Maliye Bakanlığı, kullanım süresinin dolması veya başka nedenlerle kullanılamayacak hale gelen ve takdir komisyonu kararıyla imha edilen malların zayi olan mal kapsamında değerlendirilmeyeceği ve KDV’lerinin indirilebileceğine ilişkin görüşünden vazgeçerek, yayımladığı 113 Seri No.lu KDV Genel Tebliği ile bu görüşünün tam aksi yönünde düzenleme yapmıştır. Tebliğ’de yapılan açıklamalara göre, kullanım süresi geçmesi veya başka sebeplerle kullanılamayacak hale gelmesi nedeniyle takdir komisyonu kararıyla imha edilen mallar, zayi olan mal kapsamında değerlendirileceğinden, bu malların alımı, üretimi veya ithaline ilişkin olarak yüklenilen KDV’lerin, Kanun’un 30/c maddesi uyarınca indirim konusu yapılması mümkün bulunmamaktadır.

Kişisel görüşümüze göre, kullanım süresinin geçmesi veya diğer nedenlerle kullanılamayacak hale gelen malların takdir komisyonu kararıyla imha edilmesi işleminde, mükellefin iradesi dahilinde bir yok etme veya zayi etme olayı söz konusu değildir. Olay tamamen vergi idaresinin bilgisi dahilinde ve onun kararı ile gerçekleştirilmektedir. Dolayısıyla, olayda Kanun’un 30/c maddesinde öngörülen anlamda bir zayi işlemi söz konusu değildir. Bu nedenle de, belirtilen şekilde imha edilen mallar zayi olan mal kapsamında değerlendirilmemeli ve KDV’leri de indirilmelidir. Maliye Bakanlığı’nın 113 Seri No.lu Tebliğ ile yaptığı düzenleme, Kanun’un 30/c maddesinin ruhuna ve düzenlenme gerekçesine uygun düşmemektedir. Anılan Bakanlığın, bu konudaki görüşünü yeniden değerlendirmesinde fayda olduğunu düşünüyoruz.

*          YMM

(1)         05.12.2009 tarih ve 27423 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

(2)         MB.’nin, 28.01.2002 tarih ve 52/5201-134/4013 sayılı Özelgesi.

(3)         MB.’nin, 19.11.2004 tarih ve 54409 sayılı Özelgesi.

(4)         MB.’nin, 31.10.2007 tarih ve 96771 sayılı Özelgesi.

(5)         Bu konuda ayrıntılı açıklamalara için Bkz. Zeki GÜNDÜZ, “Miadı Dolan Malların KDV’sinde Son Durum”, Dünya, 11.12.2009, s.14

E-POSTA LİSTESİ

Güncel bilgilerden haberdar olmak için e-posta listemize üye olabilirsiniz.

E-Posta Adresiniz: